Bulut Yerli (Cloud‑Native) Ortamlarda Konteyner Kaçış (Container Escape) Teknikleri

Modern bulut yerli (cloud-native) mimarilerin temel taşı olan konteynerler, sanal makinelerin aksine host işletim sistemiyle aynı çekirdeği (kernel) paylaşır. Bu paylaşımlı yapı, izolasyonun zayıfladığı durumlarda saldırganların konteyner sınırlarını aşarak ana sisteme (host) veya komşu iş yüklerine erişmesine olanak tanıyan Konteyner Kaçışı (Container Escape) riskini doğurur.
Bu kaçış senaryoları genellikle çekirdek açıklarından ziyade; “privileged” (aşırı ayrıcalıklı) çalışma modları, Docker socket gibi kritik dosyaların konteynere mount edilmesi veya yanlış yapılandırılmış Kubernetes RBAC izinleri gibi operasyonel hatalardan tetiklenir.
Bir pod içinden başlayan saldırı; yanal hareketle tüm cluster’ı ele geçirme, hassas verileri sızdırma veya bulut sağlayıcısının IAM rollerini kötüye kullanarak altyapı düzeyinde yetki yükseltme gibi zincirleme felaketlere yol açabilir. Bu tehdide karşı en etkili savunma; “en az ayrıcalık” (least privilege) prensibi, salt okunur dosya sistemleri, runtime tehdit tespiti ve pod güvenlik politikalarının (PSA) sıkı bir disiplinle uygulanmasıdır.