kullanici1
Nisan 16, 2026

Havacılık sektörü, yüksek teknolojiye dayalı yapısı ve kritik operasyonları nedeniyle siber güvenlik açısından en hassas alanlardan biridir. Uçuş operasyonları, hava trafik yönetimi, yolcu hizmetleri ve bakım süreçleri büyük ölçüde dijital sistemlere bağlıdır. Bu nedenle bu sistemlerde oluşabilecek bir güvenlik zafiyeti, yalnızca veri ihlaline değil, doğrudan uçuş güvenliğini etkileyebilecek sonuçlara yol açabilir. Türkiye’de bu alandaki düzenleyici otoritelerden biri olan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), havacılık sektöründeki kuruluşların bilgi sistemlerini güvenli hale getirmesi için çeşitli düzenlemeler yayımlamıştır. Bu düzenlemelerden biri de SHGM Siber Güvenlik Talimatıdır.
SHGM Siber Güvenlik Talimatı’nın temel amacı, havacılık sektöründe kullanılan bilgi sistemlerinin siber tehditlere karşı korunmasını sağlamaktır. Bu kapsamda havayolu şirketleri, havaalanı işletmeleri, bakım kuruluşları ve diğer ilgili paydaşların belirli güvenlik standartlarına uygun hareket etmesi beklenir.
Talimat, yalnızca büyük sistemleri değil, bu sistemlerle entegre çalışan tüm dijital altyapıları kapsar. Çünkü havacılıkta bir sistemde oluşan zafiyet, diğer sistemleri de etkileyebilir. Bu nedenle yaklaşım, bütüncül bir güvenlik anlayışına dayanır. Kurumların hem kendi sistemlerini hem de entegre oldukları dış sistemleri güvenli şekilde yönetmesi gerekir.
Talimatın en önemli bileşenlerinden biri risk yönetimidir. Kurumların sahip olduğu bilgi varlıklarını belirlemesi, bu varlıklara yönelik tehditleri analiz etmesi ve risk seviyesine göre önlem alması gerekir. Bu yaklaşım, tüm sistemleri eşit şekilde korumak yerine, en kritik alanlara öncelik verilmesini sağlar.
Risk değerlendirme süreci sürekli bir yapıdadır. Yeni bir sistem devreye alındığında, mevcut altyapı değiştiğinde veya yeni tehditler ortaya çıktığında bu analizler güncellenmelidir. Bu sayede kurumlar, değişen tehdit ortamına karşı hazırlıklı olur ve güvenlik seviyesini sürekli olarak güncel tutar.
SHGM talimatı, bilgi sistemlerine erişimin sıkı şekilde kontrol edilmesini zorunlu kılar. Kullanıcıların yalnızca görevleri kapsamında ihtiyaç duydukları sistemlere erişebilmesi gerekir. Bu yaklaşım, “en az yetki” prensibi olarak bilinir ve yetkisiz erişim riskini önemli ölçüde azaltır.
Kimlik doğrulama süreçlerinde güçlü parola politikalarının uygulanması ve mümkün olan durumlarda çok faktörlü kimlik doğrulama kullanılması gerekir. Ayrıca kullanıcı erişimlerinin düzenli olarak gözden geçirilmesi ve gereksiz yetkilerin kaldırılması da talimatın önemli gereklilikleri arasındadır.
Bu kontroller, hem iç tehditlere hem de dış saldırılara karşı etkili bir savunma sağlar.
Havacılık sistemlerinin korunmasında ağ güvenliği önemli bir rol oynar. Talimat kapsamında kurumların ağ altyapılarını koruyacak teknik önlemleri alması gerekir. Bu kapsamda güvenlik duvarları, saldırı tespit ve önleme sistemleri ve ağ segmentasyonu gibi çözümler kullanılır.
Kritik sistemlerin diğer ağlardan izole edilmesi, olası bir saldırının tüm sisteme yayılmasını engeller. Ayrıca dış dünyaya açık sistemler için ek güvenlik katmanları uygulanması gerekir. Bu yaklaşım, çok katmanlı güvenlik (defense in depth) modelinin bir parçasıdır.
SHGM Siber Güvenlik Talimatı, sistemlerde gerçekleşen tüm kritik işlemlerin kayıt altına alınmasını ve izlenmesini zorunlu kılar. Log kayıtları, kullanıcı hareketlerinin ve sistem aktivitelerinin izlenmesini sağlar. Bu sayede olası bir saldırı veya anormal durum hızlı şekilde tespit edilebilir.
Ancak loglama sürecinde hassas verilerin korunması da önemlidir. Log kayıtlarında gereksiz hassas veri tutulmamalı ve bu veriler güvenli şekilde saklanmalıdır. Ayrıca logların bütünlüğü korunmalı ve yetkisiz erişimlere karşı güvence altına alınmalıdır.
Olay müdahale süreçleri de bu kapsamda önemli bir yer tutar. Kurumların bir siber olay gerçekleştiğinde nasıl hareket edeceğini belirleyen planlara sahip olması gerekir. Bu planlar sayesinde saldırılara hızlı ve etkili müdahale sağlanır.
Talimat kapsamında kurumların düzenli olarak sızma testi yaptırması beklenir. Bu testler, sistemlerdeki güvenlik açıklarının tespit edilmesini ve giderilmesini sağlar. Özellikle dışa açık sistemler, kritik altyapılar ve entegrasyon noktaları bu testlerin odak noktasıdır.
Sızma testleri yalnızca açıkların bulunmasını değil, aynı zamanda bu açıkların ne kadar risk oluşturduğunu anlamayı sağlar. Test sonuçlarının analiz edilmesi ve gerekli iyileştirmelerin yapılması, güvenlik seviyesinin artırılmasına katkı sağlar.
Ayrıca düzenli güvenlik denetimleri ile sistemlerin talimata uygunluğu kontrol edilir. Bu süreç, sürekli iyileştirme yaklaşımının bir parçasıdır.
SHGM talimatı, insan faktörünü de güvenliğin önemli bir bileşeni olarak ele alır. Çalışanların güvenlik konusunda bilinçli olması, birçok saldırının önlenmesini sağlar. Özellikle sosyal mühendislik saldırıları, kullanıcı hatalarını hedef aldığı için eğitim süreçleri kritik hale gelir.
Kurumların çalışanlarına düzenli olarak güvenlik eğitimleri vermesi, farkındalık çalışmalarını sürdürmesi ve güvenlik politikalarını açık şekilde anlatması gerekir. Bu yaklaşım, teknik önlemleri destekleyen önemli bir savunma katmanı oluşturur.